20 Mart.

“Alınacak dersler var” dedi.
“Sorulacak sorular…”

“Ağlasam” dedi “gizlice”

“Bu da geçer…”

Reklamlar

Defterler.

Zor iş bir defteri bitirebilmek. Yazması da okuması da.
Okurum. Pek sıkı değil ama okurum. Yazar değilim, olamam da sanırım. Ama yazmaz da değilim. Yazmak değişik. Belki de ardından dünyaya kolayca bir iz bırakabilme özgürlüğünü sunduğu için büyülü biraz. Büyüsüne kapıldım, doğrudur, ama büyücüsü değilim.

Sözler yazmak isterdim şarkılara. Kimsenin bilmediği, görmediği ve hiçbir düşte rastlanmayan diyarların şarkılarına…
Zor iş bir defteri bitirebilmek. Kareli olsa daha kolay olur belki. Burada yazar “kareli defter” sözü ile “bilim”i, yani var olanı keşfetmeyi işaret ediyor, bunun daha kolay olacağını düşündüğünü belirtiyor. Peki ama neden daha kolay? Sonsuzluk insan zihnine sığabilen bir kavram değildir ama insanoğlu tarafından uydurulmuştur. Peki o zaman sonsuzluk içinde olmayanı yaratmak diye bir şey var mı ki ondan daha kolay bir şey olsun?

Kopuşlar, kopuşlar, dağılışlar, dağılışlar…
Hep ertelenen düzeltmeler, baştan ele almalar…
Bu tembelliği kaldıracak kadar uzun mu hayat?