Hiç istemedim.

Şimdi bir ayrılık hikayesi yazmak gerek,
Ölçüsüz, kafiyesiz ve olabildiğine arabesk.
Ne elimde derman var, ne kalemimde
Ne dilimde bir şarkı, ne bir şiir heybemde
Gözlerimin kilidini açmak ister misin?
Acı bir hikayem var, yazmak ister misin?

İstemiyorum. Yazmak istemiyorum. Bunun bitmesini istemiyorum. Her gün tatlı yüzünü görememek, sevimli sesini duyamamak istemiyorum. Seni koluma takmadan caddeleri yürümek, tek başıma merdivenleri inmek istemiyorum. Gideceğin yere seni götürememek, yoluna ve zamanına eşlik edememek istemiyorum. Aldığım şeyin bir parçasını seninle paylaşamamak istemiyorum. Cebimde elini ısıtamamak istemiyorum. Elimi götürdüğümde omzumda yaslı başını bulamamak, saçlarını okşayamamak istemiyorum. Uykuya senden bihaber gitmek istemiyorum. Karanlık bastığında ışıltılı yüzünü düşleyememek istemiyorum. Korktuğunda seni sarıp saklayamamak istemiyorum. Seni gıdıklayamamak istemiyorum. Seni şakalarla kandıramamak istemiyorum. İnadınla oynayıp seni kızdıramamak istemiyorum. Filmlerin, şarkıların, kelimelerin, müziklerin, günün, gecenin bittiği yerde dönüp sana bakamamak, sebepsiz yere gülememek istemiyorum. Uzanıp seni öpememek istemiyorum.
Ağladığını görememek istemiyorum.
Güldüğünü görememek istemiyorum.
Aldığım nefesten uzakta olmanı istemiyorum.
Seni özlemek istemiyorum.

Sonun izi bu yazı, bir veda, ve ben yazmayı hiç istemedim…

Elinde ne kadar huni varsa gönder Selami…

Sanırım birkaç sahne aktarırsam gözünüzde canlandırmanız daha kolay olacak:

Bir ara Volkan ellerinde birer sandalye ile Zırtlılara doğru koşuyordu, sandalyelerde oturan insanlar vardı. Aynı sırada ben projektörün kablosuyla dönüşte denize atacağımız Zort katılımcılarının ayaklarını bağlıyordum, Ozan’ı da çuval aramaya göndermiştim. İsmail ise bir kurnaz tilki gibiydi, Zart’ı içerden fethetti, son gördüğümde komitelerindeki tüm dişilerin başlarına kırmızı birer başlık bağlamış, ormana çiçek toplamaya götürüyordu.

He he şaka lan şaka inanmayın.
Ama çıkışta baya dövdük insanları. Ciddiyim. Zorla aldılar elimden güvenlik görevlileri. Tek başıma aralarına dalıp ağızlarını burunlarını kırdım üç kızın.
Hi ho şaka lan bu da.
Ama harbiden kavga çıktı. Ben üç komitenin arasına daldım. Acayip dayak yedim. İnsan gibi dövmediler. YTÜ Mediko Acil’deyim şu an.
Şaka lan, öyle bir acil servis mi var deli misin.
Ama şöyle bir gerçek var ki katılımcıların büyük bir kısmı geri dönemedi, bazıları hala katılım halindeler orada. Toplantı odasına kilitleyip odayı ateşe verdik. Yaptık bunu. Kökten çözüm, 3000 firma. Yarın sabah 6’da yönetim kurulu toplantısı yapıp firmaları kendi içimizde paylaşacağız.
Şaka lan he he manyak mısın olur mu öyle şey, 7’de toplantı! 
Ha ha şaka lan.

Uyuyun artık, bitsin bugün.