Ortaya karışık. Olaylar olaylar.

Şiddetli bir yağmur ile sert bir rüzgârın yaprakları yalayan ilk dalgalarını ayırt edebiliyorsan seslerinden, büyümüşsün. Büyütür insanı o kadar yalnızlık.

Sanki daha afiliydi geceler koridorun lambası bozukken. Ay kıvrılıyordu omuzlarından, yanıyor yansıyorduk. Şimdi bu sahte ışıklarla yitiyor nice yıldızlar. Ne müziğin tadı var, ne de adam gibi karanlık.

Bir şarkıyı bile sevmeye cesaret edemediğimi gördükten sonra yine de aldanır mısın uğruna yaktığım dağların ateşine dumanına?

Neyse boşver. Neyin var güzel? At işte karışık bir şeyler. Bak ben öyle yapıyorum. Ama sen kese kağıdına koy, sesini seviyorum. Hem sen de kırışınca üzülmezsin. Bir yandan kırıştırır öte yandan dinleriz. Üstüne ışıkları da kapatırsan sana zahmet, olaylar olaylar.

Reklamlar

Herkes yabancı, herkes tanıdık.

Soğuk, uzak ve tüm diğerlerinden daha yabancı bir yatakta bitiriyorum bu mevsimi. Gözlerine, ellerine ve dudaklarına selam edip, yeni bir kışı kucaklamak üzere yola düşüyorum hâlen sıcak hatıralardan. Şimdi başımı trenin penceresine yaslayacak, ağaçlar nehirler tarlalar arasından kıvrılırken rüyalara vereceğim kendimi.

Şehirler, odalar, yollar…

Herkes yabancı, herkes tanıdık.