Sır.

Kitapların, bulutların ve rengârenk ışıkların içinde uykuyu bekliyorum. Bir ev düşüncesi örtülü üzerime. Gece herkes uyuduktan sonra usul usul sis yağıyor buraya. Birinin bunun hakkında bir şeyler yazması gerek puslu da olsa ışıklar görünürken hâlâ. O biri ben değilim, hiç olmadım.

Bunu anlatmıştım sanırım daha önce. Kendi kendime konuşurken kendimi dinlemeyip kendime dâir başka şeyler düşünüyor olabilir miyim? Rezalet.

Kitabın kapandığı yerden bir yıldırım düştü ve ben aynı anda birçok uykudan uyandım. Ne geldiğimden bir şey anladım, ne gittiğimden bir şey anlıyorum. Bir sürü olmamışlık bırakacağım ardımda. Yarım kalan sohbetler ve hiç başlamamış olanlar.

Kısa mektubumun son düzlüğünde ucundan gösterip de vermediğim bu ölü satırların tüm yeşil ve kahverengi yakınlarından özür diliyorum.

Reklamlar