Değirmen

“Fakat herhalde ikinci bir aşka atlamak, senin için o kadar güç olmamıştır. İnsan evvela kendi kendisinden utanır gibi olur ama, bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.”

Sabahattin Ali

Reklamlar

Ütopya.

“Yanlış düşüncelerin kökünü kazıyamıyor ve bazı usûlsüzlükleri dilediğiniz şekilde düzeltemiyorsanız, bu o ülkeyi terk etmeniz gerektiği anlamına gelmez; nasıl ki fırtınaya yakalanmış bir gemiyi, rüzgara söz geçiremiyoruz diye terk etmiyorsak. Alışık olmadıkları düşünceleri insanların kafalarına zorla sokamazsınız, hele de kafalarındaki sabit fikirler yüzünden onları etkileyemediğinizin farkında iseniz. Bunun yerine tüm yeteneklerinizi kullanarak konunun etrafından dolanmalı ve işlerin iyiye gitmesini sağlayamıyorsanız bile mümkün olduğunca az kötü olmaları için çalışmalısınız. Bana kalırsa, tüm insanlar iyi niyetli olmadığı sürece her şeyin düzelmesi söz konusu değildir ve benim de bunun gerçekleşeceğine dair herhangi bir umudum yok.”

 

Thomas More.

Kötülüğün şeffaflığı. 

“Yapıtlarını okumuyoruz artık, gittikçe daha çelişkili ölçütler uyarınca şifrelerini çözüyoruz. Sanat alanındaki hiçbir şey diğerine karşıt değil.”

“… bugün aranan şey, organik bir denge durumu olan sağlık değil pek; bedenin geçici, hijyenik ve reklamlardaki gibi parıldaması; ideal bir durumdan çok performans. Moda ve görünüş terimleriyle söylenirse, aranan şey güzellik ya da cazibe değil artık; görünüm.”

“… yolculuk etmeyip, sınırları çizilmiş toprakları içinde daireler çizerek dönen [hiçbir yere gidemeyen] insanların sonu gelmez turizmi başlıyor. Egzotizm öldü.”

“Çarpıcı olan şey, günümüzdeki tüm sistemlerin aşırı şişmanlığıdır; haberleşme, iletişim, bellek, depolama, üretim ve yok olma düzeneklerimizdeki o “cehennemi gebelik”tir; bu sistemler öyle dolmuştur ki artık işe yaramayacakları çoktan bellidir… Bu muhteşem gereksizlikte bulantı verici özel bir şey var: Hızla çoğalan aşırı şişen; ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı.”

“Bunların hepsi viral, büyüleyici, farksız ve görüntülerin zehirleyici gücüyle çoğalmış biçimlerdir; çünkü günümüzde medyanın viral bir gücü vardır ve zehirleyicilikleri de bulaşıcıdır. Bedenlerin ve zihinlerin sinyal ve görüntülerle yayıldığı bir kültürün içindeyiz; ve bu kültürün en güzel sonuçları yaratmış olması gibi en öldürücü virüsleri de yaratmasına niçin şaşıralım?

“Vaktiyle bir soygun simülasyonu yapmış olan bir grup ,gerçek silahlı soygun yapandan daha ağır bir cezaya çarptırılmıştı: Gerçeklik ilkesinin ihlali gerçek saldırıdan daha ciddi bir saldırıdır.”

“… işin paradoksal yanı, daha fazla enformasyon ve daha fazla iletişimle bu belirsizlikten kurtulacağımızı umuyoruz, oysa böyle yapmakla belirsizlik ilkesini daha vahim hale getiriyoruz.”

“İletişim kurmak bu kadar kolayken biriyle konuşmak niye?”

“Genellikle ilerleme diye adlandırılan tersine çevrilemez bir eğilim, insanın zihnini ve bedenim, teknik yapma-nesnelere (artefact) aktarmak için girişimde bulunma ve savunma sistemlerim terk etmeye zorladığından iç bağışıklık sistemleri yok olur.”

“Irkın, deliliğin, sefaletin ve ölümün kaba ve katı ötekiliği bitti. Tüm geri kalanlar gibi ötekilik de pazarın arz ve talep yasasının boyunduruğuna girdi. Bulunmaz hint kumaşı oldu.”

“Örtbas etme teknikleri sona erdi; günümüzde açık şantajlarla yönetiliyoruz.”

“Su, hava, yer hakkı tüm bu öğelerin adım adım yok olduğunun teyit edilmesidir. Cevap hakkı diyalog yokluğunu gösterir…”

“Politik ve tarihsel olarak bugün yok olduğumuzdan (bizim sorunumuz bu), 1940 ile 1945 arasında Auschwitz’te ya da Hiroşima’da öldüğümüzü kanıtlamak istiyoruz; bu, hiç olmazsa sağlam bir tarih… Ulaşılmaz, gereksiz; ama bir anlamda yaşamsal kanıt.”

“Geçmişteki trajik olaylar dahil, tüm gerçekliğimizin medyanın dolayımından geçtiğini biraz fazlaca unutuyoruz. Bunun anlamı, bu olayları doğrulamak ya da tarihsel açıdan anlamak için çok geç olduğudur.”

“Bir dava ancak suçun hemen ardından gelen bir süreç olduğu zaman eğitici olabilir.”

Jean Baudrillard

Deliduman

“…geçmişten kalan ne varsa, en saçma sapan şeyler bile olsa onlara bakıp özlüyorum dedemi. Dedemi özlediğimde de sadece onu değil, hatta ondan da çok o andaki ruh halimi özlüyorum. Dedemle birlikteykenki kendimi özlüyorum.”

Emrah Serbes

Zorba

“Onlara baktığın anda bir şey anlamazsın; onların gerçek insan, hayvan, ağaç, yıldız olduklarını sanırsın; ancak çok ileride, yıllarca sonra anlayacaksın!”

“Yıldızlar tepende, toprak solda, deniz sağda olsun ve birden, kalbinin içinde hayatın son çabasını da tüketip masal olduğunu duyasın.”

“Kırmızı, sarı, siyah yamalarla yamanmış, binlerce ekli ve yamaları kalın sicimle dikildiği için en büyük fırtınalarda bile yırtılmayan bazı gemi yelkenleri vardır. Benim kalbim de öyle işte! Binlerce delikli, binlerce yamalı, ama korkusuz.”

“Taşlar varlıklarına inişte sahip oluyor.”

“Deniz kıyısında yalnız başına yürümek güçtü; her dalga ve gökteki her kuş bağırıp insana borcunu hatırlatır.”

“…sırları yaşayanların vakti yok; vakti olanlar ise sırları yaşamıyorlar.”

Nikos Kazantzakis

Mütevazi Bir İntikam

“Kalite veya güvenlik hikaye; patronlar olmasaydı ne kadar özgürlüğe ihtiyacımız olduğunu dahi bilmezdik.”

“Anlamıyorlar Ali. Sana gülüyor, seni seviyor, senden ruhunu, senden fazla otobüs biletini istiyorlar ama anlamıyorlar. Birinin beni anlamasını özledim.”

“Birbirini tanıyan ve seven kimseler kavga ediyorlar, birbirini tanımayan ama sevmeye başlayanlarsa şakalaşıyorlardı.”

“Masumiyet çok güçlü bir şeydir.”

“Sadece gerçeğe odaklanırsan hakikati kaçırırsın.”

“Işık gölgeden eski. Yetmez mi? Biraz iyimser ol.”

“Rakamlar zengin edebilir, hatta mutlu bile edebilir ama bizi kelimeler kurtaracak…”

Bahadır Cüneyt Yalçın

Demirciler ve Simyacılar

“İnsanoğlu doğaya fiziksel-kimyasal bilimlerle hâkim olarak onunla rekabet edeceğini sanır, hem de hiç zaman yitirmeden. Zamanın yaptığı işi artık bilim ve çalışma yapacaktır. Modern insan bildiği esas şeyle birlikte, talimli zekası ve çalışma kapasitesiyle birlikte zamansal sürenin işlevini üstlenir, başka deyişle zamanın yerine geçer.”

Mircea Eliade