Zorba

“Onlara baktığın anda bir şey anlamazsın; onların gerçek insan, hayvan, ağaç, yıldız olduklarını sanırsın; ancak çok ileride, yıllarca sonra anlayacaksın!”

“Yıldızlar tepende, toprak solda, deniz sağda olsun ve birden, kalbinin içinde hayatın son çabasını da tüketip masal olduğunu duyasın.”

“Kırmızı, sarı, siyah yamalarla yamanmış, binlerce ekli ve yamaları kalın sicimle dikildiği için en büyük fırtınalarda bile yırtılmayan bazı gemi yelkenleri vardır. Benim kalbim de öyle işte! Binlerce delikli, binlerce yamalı, ama korkusuz.”

“Taşlar varlıklarına inişte sahip oluyor.”

“Deniz kıyısında yalnız başına yürümek güçtü; her dalga ve gökteki her kuş bağırıp insana borcunu hatırlatır.”

“…sırları yaşayanların vakti yok; vakti olanlar ise sırları yaşamıyorlar.”

Nikos Kazantzakis

Reklamlar

Mesele.

Sevmiyorum. Sevmek bir mesele oldu. Cümleni bitireceksin diye bir şart yok; ısrar etmemek lâzım, bölünüyorsun yeri geliyor. Vazgeçmek de güzel.

Gün bitti. Dünya döndü bize kadar ve durdu şimdi. Dünyadan haberin yok. Sana mektuplar yazıyorum. Her gün olmasa da sık sık. Hiç gönderilmeyecek mektuplar. Koy verirdim kendimi gittiğim ve tüm bu mektupları sana bıraktığım hayallere ama artık çok geç bu közlere üflemek için. Ağaçlarım yaşken kül oldu, yangınım başka yerlerde.

Uyumuyorum. Uyku bir mesele oldu. Perdeler hep kapalı. Fırtına kopsa, gök yarılsa da içinde ne varmış seyretsem. Gözlerimi yumsam ve dilini bilmediğim o kitaba dalsam.

Gün bitti. Dünya döndü. Dünyadan haberim yok. Sana mektuplar yazıyorum.

Mütevazi Bir İntikam

“Kalite veya güvenlik hikaye; patronlar olmasaydı ne kadar özgürlüğe ihtiyacımız olduğunu dahi bilmezdik.”

“Anlamıyorlar Ali. Sana gülüyor, seni seviyor, senden ruhunu, senden fazla otobüs biletini istiyorlar ama anlamıyorlar. Birinin beni anlamasını özledim.”

“Birbirini tanıyan ve seven kimseler kavga ediyorlar, birbirini tanımayan ama sevmeye başlayanlarsa şakalaşıyorlardı.”

“Masumiyet çok güçlü bir şeydir.”

“Sadece gerçeğe odaklanırsan hakikati kaçırırsın.”

“Işık gölgeden eski. Yetmez mi? Biraz iyimser ol.”

“Rakamlar zengin edebilir, hatta mutlu bile edebilir ama bizi kelimeler kurtaracak…”

Bahadır Cüneyt Yalçın

Mevsimler

“Yarını bırak” dedi. Bıraktım. Ben bıraktıkça yarın geldi.

Bak şimdi, bir yolculuk var. Adına ne dersen de, ama var, o yolculuğu yapman gerek. Geçecek; görmen gerek.

Bu mevsimleri yaşaman gerek, ya sen döneceksin ya da dünya. Durdurabiliyorsan dünyayı, kendin dön. Elinden geleni ardına koyma. Yolun açık olsun. Durduramıyorsan, hoş geldin. Buyur gel otur yanıma, seyret. Bu oturduğumuz yer, buradan gördüklerinin hiçbiri, o durduklarını sandıkları dünya hiç kimseye kalmadı. Çünkü hiçbiri aslında yoktular, hiç olmadılar.

O mevsimleri yaşaman gerekiyordu, yaşadın. Ya sen dönecektin ya da dünya. Görevi dünya aldı ve emin ol bu senin için daha iyi.

Hamsın, pişmen gerek. Yağmuru istiyorsan eğer, yanman gerek.

Yarını bırak.

Demirciler ve Simyacılar

“İnsanoğlu doğaya fiziksel-kimyasal bilimlerle hâkim olarak onunla rekabet edeceğini sanır, hem de hiç zaman yitirmeden. Zamanın yaptığı işi artık bilim ve çalışma yapacaktır. Modern insan bildiği esas şeyle birlikte, talimli zekası ve çalışma kapasitesiyle birlikte zamansal sürenin işlevini üstlenir, başka deyişle zamanın yerine geçer.”

Mircea Eliade

Vuslat

O son sayfanın çaktırmadan sona kalmış olması da tesadüf değil, hiçbir şeyin tesadüf olmadığı gibi. Bakana değil de, görene yüksek çözünürlüklü hayat. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen her şeyin bir sonu var. Olması lâzım çünkü.

Son bir vuslatımız olacak. Olması lâzım çünkü. Ardında hasret görüyorum. Hiç öylesini görmedim.

O kadar çok şey var ki düşünecek. O kadar çok şey var ki yarım kalmış…

 

Yükümlülükler Üzerine

“…zira adalet baki kalan takdirin ve şöhretin kaynağıdır, o olmadan hiçbir şey övgüye değer olamaz.”

“Eğer felsefede ilerleme kaydetmişsek, emin olmamız gerekir ki, bütün insanlardan ve tanrılardan saklı da olsak, yine de açgözlüce, haksızca, şehvetle ve ölçüsüzce hiçbir şey yapmamalıyız.”

“…zira bu kişiler hazzı ahlaki doğrulukla, âdeta insanı hayvanla bir tutarak aradaki uzlaşmazlığı ortadan kaldırmak istemişti. Oysa ahlaki doğruluk asla böyle bir birlikteliği kabul etmez, onu reddeder ve geri çevirir.”

Cicero