Orada, bir ev var uzakta.

Bir sonraki durak o kadar da uzakta değilse alması çok zor bir karar olabiliyor on dakika sonraki otobüsü yaprakları arasından yağmurun ufak ufak çiselemesine aldırış etmeyen bir ağaç altında beklemek. “İki adım yürü yahu ne olacak” argümanının zihnimin koridorlarını çıtır pıtır kemirmesine boyun eğiyor ve yürümeye başlıyorum. Sıradaki durağa pek kısa zamanda ulaşınca hiç üstelemeden bir sonrakine yollanıyorum. Yolum sucuk yolu, inceden farkındayım, ama hiç bozuntuya vermeden göğsümde yumuşatıyorum sert yağmur katrelerini. Yüzümde gözümde de yumuşatıyorum tabii haliyle; yağmur adres sormaz ki, yaktın beni en derinden…

Adeta bir vites koluymuşcasına benimseyip ağzımdan burnumdan şıpırdayan damlalarla hiç ilişkilendirmediğim, sağ cebimden böğrüme doğru bas bas bağıran varlığını varlığıma armağan etmeyi ancak eve vardıktan sonra hatırladığım şemsiyenin sucuk yolu boyunca hiç açılmadığını söylemeye gerek duymuyorum. Şemsiye hangi şartlar altında, hangi olayı takiben açılmaz bilirsin; depremlerde yine yüreğim, kalorifer çaresiz…

Akılsız baş suçludur, cezasını ayaklar çeker, yağmurda yürürsen paçaların ıslanır; hayatın gerçekleri bunlar. Bazen uzuyor cümleler böyle kusura bakma, zerresine kadar tüketiyor nefesini. Varsa fazla virgülün, ya da paragraf çektiyse canın lütfen çekinme; kes biç yine sev beni, sar tümlece yüklemi…

Reklamlar

Ortaya karışık. Olaylar olaylar.

Şiddetli bir yağmur ile sert bir rüzgârın yaprakları yalayan ilk dalgalarını ayırt edebiliyorsan seslerinden, büyümüşsün. Büyütür insanı o kadar yalnızlık.

Sanki daha afiliydi geceler koridorun lambası bozukken. Ay kıvrılıyordu omuzlarından, yanıyor yansıyorduk. Şimdi bu sahte ışıklarla yitiyor nice yıldızlar. Ne müziğin tadı var, ne de adam gibi karanlık.

Bir şarkıyı bile sevmeye cesaret edemediğimi gördükten sonra yine de aldanır mısın uğruna yaktığım dağların ateşine dumanına?

Neyse boşver. Neyin var güzel? At işte karışık bir şeyler. Bak ben öyle yapıyorum. Ama sen kese kağıdına koy, sesini seviyorum. Hem sen de kırışınca üzülmezsin. Bir yandan kırıştırır öte yandan dinleriz. Üstüne ışıkları da kapatırsan sana zahmet, olaylar olaylar.

Bugün hayallere yeniliyorum.

Yağmur yağarken değil de, yağdıktan hemen sonra; güneş göz kırpar, toprak ciğerlerime dolarken özlüyorum seni.

Şimdi gel, şu yaprakların üzerinden süzülen damlaların fotoğraflarını çekelim istiyorum. Aslında inanmam fotoğraflara ben. Bahanesi o zaten, maksat omuzlarımız birbirine değsin.

Her yanım yağmurlu yeşil ve sen çok mavi bakıyorsun.

Bugün hayallere yeniliyorum.

Saçlarım ıslak.

Saçlarım ıslak.


Gecenin bir vakti seninkinden çok uzaklarda olan evime dönmeden önce, sadece ve sadece gülümsemeni görebilmek için pencerenin altında beklerken yağan yağmurda ıslanmadılar.

Yağmur yağmadı çünkü. 


Ayrıca gülümsemeni bekleyebileceğim bir zamana bakmıyor odanın hiçbir penceresi.

Sen de yoksun zaten…