Herkes yabancı, herkes tanıdık.

Soğuk, uzak ve tüm diğerlerinden daha yabancı bir yatakta bitiriyorum bu mevsimi. Gözlerine, ellerine ve dudaklarına selam edip, yeni bir kışı kucaklamak üzere yola düşüyorum hâlen sıcak hatıralardan. Şimdi başımı trenin penceresine yaslayacak, ağaçlar nehirler tarlalar arasından kıvrılırken rüyalara vereceğim kendimi.

Şehirler, odalar, yollar…

Herkes yabancı, herkes tanıdık.

Vedalar.

Bulut oldum, yüzüyorum. Sonrasındaki fırtınayı bile bile huzurla seyrediyorum. Sessizlik masmavi. Doluyorum.

Gidenler var, ve yakında gidecekler. Sormak istediğim o kadar çok şey varken…

-Öğreneceklerini öğren, yarına bırakma.

Farkındayım kapımdaki büyük yalnızlığın aslında, yine de başkasından duymak bir garip. Çok daha önce de söylenmişti oysa. Erteliyor insan düşünmeyi, bilmiyorum, belki de ben erteledim hep. Şimdi gözümü her yumduğumda başka bir hikâye, başka bir veda. Ellerine uzanabilecek kadar güçlü müyüm bilmiyorum, ama sen tutarsan bırakmam, biliyorum.

-Olmaz. Birine bu yöne git deyip, sonra yarı yolda bırakmak olmaz.

Ben yönüme döndüm, yoluma durdum. Teşekkür ederim, edeceğim.